Fantastik
Ödünç Saatler Bahçesi
Öteki Sayfa · Örnek
Saatçinin kızı Mira, her sabah haritalarda bulunmayan bir bahçenin kapısını açardı. Demir parmaklıkların ardındaki patika, yazın ortasında bile yağmur kokardı. Girişte küçük bir levha asılıydı: KAYBOLAN HER ŞEY YOK OLMAZ.
Babası, bahçeyi ona bırakırken yalnızca bir şey söylemişti: “Hiçbir çiçeği vaktinden önce koparma.” Sonra avucuna pirinçten bir anahtar koymuş, alnından öpmüş ve dönmediği bir kış sabahına yürümüştü.
Gece yarısı açan mavi çiçekler, biri güldüğünde kapanan kırmızılar, bir isim duyduklarında titreyen beyaz tomurcuklar vardı burada. Her biri birinin kaybettiği bir anı saklardı: unutulmuş bir veda, yarım kalmış bir dans, söylenememiş son bir söz. Şehrin varlıklı insanları bu anları geri almak için servet harcardı. Mira ise bahçenin kapısını hiç kimseye kapatmazdı.
Bir salı günü, elinde durmuş bir saat taşıyan küçük bir çocuk geldi. “Annemin son sabahını bulabilir miyim?” diye sordu.
Mira, armut ağacının altındaki tek gümüş çiçeğe baktı. Yedi yıldır açmasını bekliyordu. Çocuğu ağacın yanına götürdü.
“Onu geri getirecek mi?”
“Hayır,” dedi Mira. “Ama unuttuğunu sandığın bir şeyi hatırlatabilir.”
Çiçek açtığında tarçın ve sıcak ekmek kokusu yayıldı. Bir mutfakta şarkı söyleyen kadının çatallı sesi, unlu elleri, çocuğa uzanan kolları bir anlığına geri geldi. Sonra yapraklar döküldü.
Çocuk ağlıyordu. Gülümseyerek, “Şarkı söylediğini unutmuşum,” dedi.
O gittikten sonra Mira ağacın dibinde yeni bir filiz gördü. Bahçenin yalnızca bitişleri biriktirdiğini sanırdı. Oysa kimi hatıralar, geri döndüklerinde başka bir şeyin başlangıcı oluyordu.